☔ Nisa 34 Yaşar Nuri Öztürk

Ünlü İlahiyatçı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk boğaz manzaralı evinin kapılarını ilk kez Petek Dinçöz için açtı. 06 Ekim 2011 Perşembe, 14:14 - Medya. Yaşar Nuri Öztürk meali. " Erkekler; kadınları gözetip kollayıcıdırlar. Şundan ki, Allah, insanların bazılarını bazılarından üstün kılmıştır ve erkekler mallarından bol bol harcamışlardır. İyi ve temiz kadınlar saygılıdırlar; Allah'ın kendilerini koruduğu gibi, gizliliği gereken şeyi korurlar. Türkiye'nin Hocası Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk Anısına - Mustafa Tahir Öztürk - Yeni Boyut Yayınları - 9789756779835 2017-06-22T00:30:34. Fiyat. En Gönderen Konu: Prof. Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK-İmam-ı Azam Ebu Hanife (Okunma sayısı 10501 defa) 34 Yanıt 44472 Gösterim Mayıs 09, 2015, 03:38:15 ös yaşarnuri öztürk ün mealini okumak istiyorum ama çıkmıyorr Yorumu gönderen: fatma tunç , 27.12.2013, 22:28 (UTC) : hocam abtesti bir çok yede okudum hiç birbini tutmuyor senin bana bu konuda yardım etmeni rica ediyorum EdipYüksel. NİSÂ 4:34 - Erkekler kadınları gözetirler. Zira ALLAH her birine farklı yetenekler ve özellikler vermiştir. Zira erkekler evin geçiminden sorumludur. Erdemli kadınlar, (Tanrı’nın yasasına) boyun eğer ve ALLAH’ın korumasını emrettiğini (onur ve iffetlerini) tek başlarına bile olsalar korurlar. YaşarNuri Öztürk Kur'an'ın Temel Kavramları Bütün Eserileri: 9 (2 Cilt Takım) (Ciltli) Yeni Boyut Yayınları 9789756779583. Yorumlar. YaşarNuri Öztürk- Muaviye'nin Düzeni. Konuyu Başlatan SuLTann, 30-06-2016 18:23. 34 yazan donanma44 . Forum: Din. Yaşar Nuri Öztürk: Hz Ali nebiz (içki YaşarNuri Öztürk - Yazarın kitapları 34. Kur'an Açısından Küresel Afetler. Konferanslarım Bütün Eserleri 16. İslam Nasıl Yozlaştırıldı 5GcZ. Nuri Öztürk; Öğle,ikindi ve yatsı namazının farzlarının iki rekat olduğunu,geriye kalan iki rekatın ise müekket sünnet olduğunu iddia öğle namazının farzını bizler 4 rekat olarak Nuri ise 2 rekatı farz,2 rekatı sünnet, bir hata olarak namazların 5 vakit oluşunu müekket sünnete 5 vakit namaz kılmayanın haram işlemediğini,sadece sünneti terk ettiğini iddia etmiş üzere sünnet terki haram 4 rekat olarak bildiğimiz farz namazları,2 rekat olarak kılmanın Kur’an’a ve peygamberin sözlerine uygun olduğunu iddia rekat olarak namazların farzlarını yazan kitaplara da böyle yaparsanız dini tahrif olur,bidat olur,peygamberi dışlamak olur Müslüman bir mabette öğle namazını 10 rekat kıldıramazsınız,böyle bir şey peygamberin hayatında yok, açıklık getirelim; Bilindiği üzere Nebevi sünnet,İslamda Kur’an’dan sonra teşri kanun-kural koymak için,ikinci ,vahyin ikinci kısmını her şey ayet değildir.1 Esasında ulema bu anlayışa şahsi fikri ile ile ilgili pek çok ayet 2 olduğu gibi hadis de sadece birisini buraya alıp diğerlerini dipnotlara sakladık. وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى ’’Hevadan arzusuna göre söylemiyor.’’ 3 Allah’ın resulu kendi arzusuna göre konuşmuyor yani vahiy ile ile sözleri ictihattan üzere ictihatlarda yanılma payı her zaman vardır.4 Peygamberin din ile ilgili söylemlerini ictihat diye adlandırırsak onun da dini konularda yanılabileceğini iddia etmiş oluruz ki bu büyük bir yanılgı olur.5Konuyla ilgili bir de hadise değinmek isteriz; ألا إني أوتيت القرآن ومثله معه ’’Uyanık olun !Bana Kur’an ve onunla beraber bir benzeri ğayri metluv vahiy yani hadisler verildi.’’6 Hadisin yerini,peygamberin din adına olan söylemlerinin ictihat değil,vahiy olduğunu ifade ettikten sonra namaz konusuna gelelim; İslamın başlangıç yıllarında namaz,sabah ve akşamleyin kılınan ikişer rekattan ibaret iken,yaygın kabul görüşe göre,Mi’rac olayından sonra beş vakit namaz farz süresi 205. ayet de namazın başlangıçtaki durumuyla ilişkili görülmektedir…Günlük farz namazlar;sabah namazı 2 rekat,öğle namazı 4 rekat,ikindi namazı 4 rekat,akşam namazı 3 rekat ve yatsı namazı 4 rekat olmak üzere toplam 17 namazı da farzdır,farz olan kısmı iki rekattır… 7 Enes b. Mâlik’ten gelen rivayete göre ”Hz. Peygamber İsrâ gecesi, namaz elli vakit olarak farz kılındı. Sonra azaltıldı ve beş vakte düşürüldü. Sonra şöyle seslenildi ’Ey Muhammed, şüphesiz bizim nezdimizdeki söz bir değişikliğe uğramaz. Senin için bu beş vakit namaz, elli vakit namazın karşılığıdır.” 8 Miraç ile ilgili olan hadis hadise binaen,İslam’ın ilk yıllarında namazın beş vakit olmadığı zaten bilinen bir şeydir.9Bununla birlikte 5 vakit namaz sadece mirac hadisi ile sabittir, demekte yanılgı vakit namaz,tevatür ile de evine kapanıp duran bir kişi imamlık yapan bir ile kaç rekat kıldığını,kaç vakit kıldığını herkes görüyordu ve kendisi صلوا كما رأيتموني أصلي ’ beni nasıl namaz kılarken görüyorsanız siz de benim gibi kılın diyordu. 10 ve insanlar ondan namaz kılınış şeklini gördü,kıla kıla nesillerden aktarıla aktarıla günümüze bu namaz kılış şekli gelmiş namazların rekatları metluv vahiy ile tayin olmuştur ve bunun üzerine icma’ gerçekleşmiştir. 11 Beş vakit namaz,sünnet ile mi yoksa Kur’an ile mi sabittir ?Ayetler ile konuyu irdeliyoruz; فَسُبْحَانَ اللَّهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُونَ ’’Öyle ise akşama girdiğinizde, sabaha kavuştuğunuzda, Allah’ı tespih edin.’’12 Mebsut’ta belirtildiği üzere tespihten kasıt namaz kılmaktır.13 حِينَ تُمْسُونَ ’’Akşama ulaştığınızda’’ ifadesinden maksat ikindi göre ise akşam Şafii’nin belirttiğine göre bundan kasıt akşam ve yatsıdır.14 حِينَ تُصْبِحُونَ ’’sabaha ulaştığınızda’’ ifadesinden maksat sabah namazıdır.15 وَعَشِيًّا ’’Gündüzün sonunda’’ 16 ifadesinden maksat yatsı namazıdır. حِينَ تُظْهِرُونَ ’’Öğle vaktine eriştiğinizde’’ ifadesinden maksat öğle namazıdır.17 Esasında böylece 5 vakte değinmiş olduk. أَقِمِ الصَّلاَةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ إِلَى غَسَقِ اللَّيْلِ وَقُرْآنَ الْفَجْرِ إِنَّ قُرْآنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا ’’Güneşin zevalinden öğle vaktinde Batı’ya kaymasından gecenin karanlığına kadar belli vakitlerde namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.’’18 İbn Abbas ’’ دُلُوكِ الشَّمْسِ Güneşin batıya yönelmesi zeval demektir,bundan da maksat öğle vaktidir.’’ Mesud ’’ غَسَقِ اللَّيْلِ Güneşin batıya yönelmesi,batması anlatılmak istenen şey akşam kararması ile kast edilen yatsı namazıdır. قُرْآنَ الْفَجْرِ Sabah kıraati ise sabah namazıdır.’’ demiştir.19Bu ayet ile de öğle namazına,akşam namazına,yatsı namazına ve son olarak sabah namazına tekrar delil getirmiş olduk. حَافِظُواْ عَلَى الصَّلَوَاتِ والصَّلاَةِ الْوُسْطَى وَقُومُواْ لِلّهِ قَانِتِينَ ’’Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun.’’20 Ayette geçen orta namaz,ikindi namazıdır.21 Esasen ayette geçen ’’namazlara devam edin’’ ve ’’orta namaza devam edin’’ kavramları cümlelerinin vav atıf harfi ile ayrılması,onların bir birinden cüz olmadığına bir ifadedir ve en az üç vakit namazın kast edildiği,Arapça lugatına hakim olan her birey tarafından bilinir çünkü Arapçada çoğul,en az üç madde üç maddeye ek olarak bir de ’’orta namaza devam edin.’’ cümlesi,Kur’an’da açıkça 3 vakitten fazla namaz vaktine değinildiğine delildir. وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ ’’Ey Muhammed! Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.’’22 ’’ طَرَفَيِ النَّهَارِ – Gündüzün iki tarafında’’ ifadesi , Hasan göre sabah namazıdır.’’ زُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ – Gecenin de yakın saatlerinde namaz kıl.’’ ifadesinden maksat Muhammed göre,akşam ve yatsı ayetle de sabah,akşam ve yatsı namazının Kur’an’da delalet ile geçtiğine delil getirmiş olduk. 23 Esasen bunun hadiste de yeri vardır. Konuya kısaca hadis penceresinden vahiy olduğunu unutmayalım.24 خَمْسُ صَلَوَاتٍ فِي الْيَوْمِ وَاللَّيْلَةِ ’’Gece ve gündüzde beş vakit namaz vardır.’’25 خمس صلوات كتبهن الله على العبد في اليوم والليلة ’’Beş vakit namazı gece ve gündüzün içinde Allah kulları üzerine faz kılmıştır.’’ 26 Günde kaç vakit namaz farzdır ? “Ne dersiniz? Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa da, o kimse her gün bu nehirde beş defa yıkansa, kirinden bir şey kalır mı?” Sahâbiler – O kimsenin kirinden hiçbir şey kalmaz, dediler. Resûl-i Ekrem – “Beş vakit namaz işte bunun gibidir. Allah beş vakit namazla günahları silip yok eder” buyurdular.27 İmam Şafii ’’Günde beş vakit namaz farzdır.’’ demiştir.28Hanefi mezhebinin klasik fıkıh kitaplarında da konu farklı değildir. ’’Şüphe yok ki Allah’teala Müslüman olan her erkek ve kadına gece ile gündüzde beş vakit namazı farz kılmıştır.’’ hadisi şerifine binaen beş vakit namazın farz olduğunu Hanefi fakihler belirtir.29Esasen bunu inkar eden tek mezhep yoktur. Namazların farzları kaç rekattır ? İmam Şafii ’’Öğle namazının farzı 4 rekat,ikindi namazının farzı 4 rekat,akşam namazının farzı üç rekat,yatsı namazının farzı 4 rekat,sabah namazının farzı iki teala bunları farz kılmış,nebisinin dili ile beyan etmiştir.’’ 30 Öğle namazını 10 rekat kıldıramaz mıyız ? Böyle bir şey peygamberin hayatında yok mu ? Hadisler مَنْ صَلَّى أَرْبَعًا قَبْلَ الظُّهْرِ وَأَرْبَعًا بَعْدَهَا لَمْ تَمَسَّهُ النَّارُ ’’Her kim öğlenin farzından önce ve sonra 4 rekat kılarsa ,ona ateş dokunmaz.’’31 كَانَ يُصَلِّي قَبْلَ الظُّهْرِ أَرْبَعًا فِي بَيْتِي ثُمَّ يَخْرُجُ فَيُصَلِّي بِالنَّاسِ ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى بَيْتِي anlattığına göre ’’O peygamber öğle namazın farzın’dan önce evinde 4 rekat namaz kılardı sonra evinden çıkıp insanlarla namazın geri kalan kısmını kılardı…’’ 32 Bu hadiste öğle namazından önce 4 rekat sünnet olduğuna delildir. “Hz. Peygamber benim odamda öğleden önce dört rekat kılar, ondan sonra çıkıp halka farz namazı kıldırır, sonra tekrar iki rekat kılardı.” 33 Bu hadis öğle namazını peygamberimizin 10 rekat olarak kıldığına açık delildir. Namazların rekatlarını en güzel açıklayan hadis gelmiştir. فرض الله الصلاة حين فرضها ركعتين ركعتين في الحضر والسفر،فأُقِرت صلاة السفر وزيد في صلاة الحضر Hz. Aişe´nin bildirdiğine göre; ” Allah namazı farz kılacağı zaman ilk önce namazı seferde de yerleşik hayatta da iki rekat olarak farz seferi namaz iki rekat olarak kaldı,yerleşik hayattaki namaz için ziyade 2 rekat eklenildi. olundu.’’ 34 فرض الله الصلاة على لسان نبيكم صلى الله عليه وسلم في الحضر أربعا وفي السفر ركعتين وفي الخوف ركعتين İbn Abbas’ın belirttiğine göre; ’’Allah ,yerleşik hayatta öğle, ikindi, yatsıyı 4,seferde ve korku halinde 2 rekat olarak namazı,nebinizin dili ile farz kıldı.’’ 35 إن أول ما فرضت ركعتين فلما قدم نبي الله صلى الله عليه وسلم المدينة واطمأن زاد ركعتين غير المغرب لأنها وتر ’’Namaz ilk önce 2 rekat olarak farz nebisi Medine’ye göçünce o 2 rekatın üzerine akşam namazı hariç,2 rekat daha ekledi.’’36 ________________________ DİPNOTLAR 1-Esasen peygamberin sözlerinin bağlayıcı olduğu,hem ayet hem icma hem sünnet hem maslahat hem sahabi kavli hem de örf delili ile el Kardavi, es-Sünne Masdaran li’l-ma’rife ve’l-hadare, şuruk, Şafii mezhep imamı ,el Risale, ve Şerh,Ahmet Muhammet Şakir,Daru Kütübil İlmiyye,Beyrut;Ali el Kari,El esrarul merfua fi ahbaril mevzua, ,Mektebetül İslami, ; Vaz’ Fil Hadis,Ezher Üniversitesi , Ğazzali,1981;45 ciltlik dev eser ,el-Mevsuatu’l Fıkhiyye, Mesadirul ictihat başlığı, Kuveyt Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı,ikinci baskı,1983;İbn Hazm,el ihkam fi usuli’l ahkam, Ebu Zehra,el Hadis Ve’l Muhaddisun, Ali Sabuni,el Tibyan fi ulumil Kur’an, kütüb, Kura üniversitesi de resmi sitesinde hadisin vahiy olduğunu belirtmiştir; İmam Muhammed ibn Saud Üniversitesi de resmi sitesinde aynı şeyi ifade etmiştir. 2- I. ’’De ki “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.’’ Ali imran,32 II. ’’Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.’’ Ali imran 132 III. ’’Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin …’’ Nisa 59 IV. ’’Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır. ’’ Nisa 69 V. ’’Peygamber’e itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse bilsin ki, Biz seni onlara bekçi göndermedik.’’ Nisa 80 VI. ’’ Öyleyse Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin ve Allah’a karşı gelmekten sakının…’’ Maide 92 VII. ’’…Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden menederse ondan geri durun; Allah’tan sakının, doğrusu Allah’ın cezalandırması çetindir.’’ Haşr 7 VIII. ’’Apaçık mucizeler ve kitaplarla gönderildiler. İnsanlara,kendilerine indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur’an’ı indirdik.’’ Nahl 44 IX. ’’…O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.’’ Enfal 1 X. ’’ Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve Kur’an’ı dinlediğiniz hâlde ondan yüz çevirmeyin.’’ Enfal 20 XI. ’’Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin…’’ Enfal 46 XII. ’’Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir.’’Nur 54 XIII. ’’Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Resûle itaat edin ki size merhamet edilsin.’’ Nur 56 XIV. ’’Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın.’’ Muhammed 33 XV. ’’… Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.’’Mücadele 13 XVI. ’’Allah’a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki elçimize düşen sadece apaçık bir tebliğdir. ’’ Teğabun 12 3-Necm 3 4-Buhari,İtisam,21;Müslim,Akdıye 6;Nesai,Adabu’l-Kudat 3;Tirmizi,Ahkam,2;Ebu Davud,Akdiye,2 5-Peygamberlerden günah fısk sâdır olsaydı, bu onların şâhitlik ehliyetini ortadan kaldırırdı. Kur’an’da “Ey iman edenler! Size bir fâsık haber getirirse, onun doğruluğunu araştırın” Hucurat 6 buyurulur. Yüce Allah fâsığın şehâdetini kabulde tedbirli olmayı ve duraksamaya fıskın sudûru halinde dünyadaki şahitliği düşünce; ahiretteki ümmetine olan şahitliği de düşer. Halbuki Kur’an’da, “Böylece sizi orta bir ümmet yaptık ki, insanlara şâhit olasınız. Peygamber de size şâhit olsun. ” Bakara 143 Kıyamette şâhitliği bildirilen kimsenin, dünya şâhitiği de teyid edilmiş olmaktadır Râzî, İsmetü’l-Enbiyâ, Kahire 1986, s. 41-42; Mefatih’ul Gayb, III, 8 6- Ebu Davut,4604 ; /17213 . Elbani hadisin sahih olduğunu Sahihi Sünen-i Ebu Davut. Azim Abadi’nin belirttiğine göre hadis metninde geçen kitap’tan kasıt Kur’an’ benzerinden kasıt ğayri metluv vahiydir veya zahir vahyin tevil belirttiğine göre bu hadis iki vecih üzere ihtimal taşır; O zahir vahiyden bir kısım olarak ğayri metluv vecihse Kur’an’ın yorumudur.Avni’l Ma’bud,Sünen-i Ebu Davut şerhi,Kitabu’s sünnet,sünnetin luzumu babı,4604 numaralı hadis şerhi,Daru’l Fikr,1995 iki ciltlik ilmihal, 8-Buhari,Salat,76,Enbiya,5;Müslim,İman,263;Ahmed 9- حدثنا أبو بكر قال حدثنا الحسن بن موسى بن الأشيب قال حدثنا حماد بن سلمة قال أخبرنا ثابت عن أنس أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال أتيت بالبراق وهو دابة أبيض فوق الحمار ودون البغل ، يضع حافره عند منتهى طرفه ، فركبته فسار بي حتى أتيت بيت المقدس فربطت الدابة بالحلقة التي كان يربط بها الأنبياء ، ثم دخلت فصليت فيه ركعتين ، ثم خرجت فجاءني جبريل بإناء من خمر وإناء من لبن ؛ فاخترت اللبن ، فقال جبريل أصبت الفطرة قال ثم عرج بنا إلى السماء الدنيا فاستفتح جبريل فقيل من أنت ؟ فقال جبريل ، قيل ومن معك ؟ قال محمد ، فقيل وقد أرسل إليه ؟ فقال قد أرسل إليه ، ففتح لنا فإذا أنا بآدم فرحب ودعا لي بخير ، ثم عرج بنا إلى السماء الثانية فاستفتح جبريل فقيل ومن أنت ؟ قال جبريل ، فقيل ومن معك ؟ قال محمد ، فقيل وقد أرسل إليه ؟ قال قد أرسل إليه ، ففتح لنا فإذا أنا بابني الخالة يحيى وعيسى فرحبا ودعوا لي بخير ، ثم عرج بنا إلى السماء الثالثة فاستفتح جبريل فقيل ومن أنت ؟ فقال جبريل ، فقيل ومن معك ؟ قال محمد ، قالوا وقد أرسل إليه ؟ قال قد أرسل إليه ، ففتح لنا فإذا أنا بيوسف وإذا هو قد أعطي شطر الحسن فرحب ودعا لي بخير ، ثم عرج بنا إلى السماء الرابعة فاستفتح جبريل فقيل ومن أنت ؟ فقال جبريل ، فقيل ومن معك ؟ قال محمد صلى الله عليه وسلم فقيل وقد أرسل إليه ؟ فقال قد أرسل إليه ففتح لنا فإذا أنا بإدريس فرحب ودعا لي بخير ، ثم قال يقول الله ورفعناه مكانا عليا ثم عرج بنا إلى السماء الخامسة فاستفتح جبريل فقيل من أنت ؟ قال جبريل ، فقيل ومن معك ؟ فقال محمد ، فقيل وقد بعث إليه ؟ قال قد بعث إليه ، ففتح لنا فإذا أنا بهارون فرحب بي ودعا لي بخير ، ثم عرج بنا إلى السماء السادسة فاستفتح جبريل فقيل من أنت ؟ قال جبريل ، فقيل ومن معك ؟ قال محمد ، فقيل وقد بعث إليه ؟ قال قد بعث إليه ، ففتح لنا فإذا أنا بموسى فرحب ودعا لي بخير ، ثم عرج بنا إلى السماء السابعة فاستفتح جبريل فقيل من أنت ؟ قال جبريل ، فقيل ومن معك ؟ قال محمد ، فقيل وقد بعث إليه ؟ قال قد بعث إليه ، ففتح لنا فإذا أنا بإبراهيم وإذا هو مسند إلى البيت المعمور ، وإذا هو يدخله كل يوم سبعون ألف ملك لا يعودون إليه ، ثم ذهب بي إلى سدرة المنتهى فإذا ورقها كآذان الفيلة وإذا ثمرها أمثال القلال ، فلما غشيها من أمر الله ما غشيها تغيرت ، فما أحد من خلق الله يستطيع أن يصفها من حسنها ، قال فأوحى الله إلي ما أوحى ، وفرض علي في كل يوم وليلة خمسين صلاة ، فنزلت حتى انتهيت إلى موسى فقال ما فرض ربك على أمتك ؟ قال قلت خمسين صلاة في كل يوم وليلة ، فقال ارجع إلى ربك فاسأله التخفيف فإن أمتك لا تطيق ذلك ، فإني قد بلوت بني إسرائيل وخبرتهم ، قال فرجعت إلى ربي فقلت له رب خفف عن أمتي ، فحط عني خمسا فرجعت إلى موسى فقال ما فعلت ؟ فقلت حط عني خمسا ، قال إن أمتك لا تطيق ذلك ، فارجع إلى ربك فاسأله التخفيف لأمتك ، فلم أزل أرجع بين ربي وبين موسى عليه السلام فيحط عني خمسا خمسا حتى قال يا محمد هي خمس صلوات في كل يوم وليلة ، بكل صلاة عشر ، فتلك خمسون صلاة ، ومن هم بحسنة فلم يعملها كتبت له حسنة فإن عملها كتبت له عشرا ، ومن هم بسيئة ولم يعملها لم تكتب له شيئا ، فإن عملها كتبت سيئة واحدة ، فنزلت حتى انتهيت إلى موسى فأخبرته فقال ارجع إلى ربك فاسأله التخفيف لأمتك فإن أمتك لا تطيق ذلك ، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم لقد رجعت إلى ربي حتى استحييت Hadisin senedinde yer alan ravilerin tamamı metni,İbn Ebi Şeybe’nin Musannef’inden Fikr,1994,8. cilt,Kitabu’l Megazi, ; Bununla birlikte bir iki kelime farkı ile bu hadis, Müslim, Ebu Yala’da da tercüme ve daha fazlası için bakınız 10- İbn Hibban,Sahih;Darekutni,Sünen;Beyhaki,Sünen’ül Kübra 11-Kasani,Bedaiu’s Sanai ,İbn Münzir,el evsad fi’s Sünen ve’l icma’ ve’l ihtilaf 12-Rum,17 yayıncılık,No1,2008,İstanbul 14-el Ümm, Vefa 15-el Ümm, Vefa 16-Rum 18 17-Mebsut, yayıncılık,No1,2008,İstanbul 18-İsra,78 19-Mebsut, 20-Bakara,238 21-Mebsut, 22-Hud,114 23-Mebsut, 24-Bir numaralı dipnota bakınız. 25-Bu hadis öncelikle İmam Şafii’nin el Ümm adlı kitabının 149. Sayfasında Suğra;İbn Hibban,Sahih;Hakim,Müstedrek;Beyhaki,Sünen-i Kübra;Darimi,SünenMuvatta şerhi,Münteka;Suyuti şerhi Nesai,Sünen 26-Darimi,Sünen,1531;Malik,Müsned,248; 27-Buhari,Mevakit,6;Müslim,Mesacid Mace,İkamet,193 28-el Ümm, Vefa 29-Mevkufat tercümesi, yayın evi,İstanbul 30-el Ümm, Vefa 31-Nesai,1817;Tirmizi,428/ Tirmizi’deki lafzı مَنْ حَافَظَ عَلَى أَرْبَعِ رَكَعَاتٍ قَبْلَ الظُّهْرِ وَأَرْبَعٍ بَعْدَهَا حَرَّمَهُ اللَّهُ عَلَى النَّارِ ’ ’’Her kim öğle namazından önce ve sonra 4 rekat namaz kılarsa,Allah o kişiye cehennemi haram kılar.’’Müteşeddit olan Elbani bile hadise sahih manada başka bir hadisler de vardır ve onlardan birisi inkita’ sebebi ile zayıftır. Davut;Sahih,İbn Huzeyme/daha fazla ayrıntı için Buhari şerhi Fethu’l Bari’nin teheccüt bölümüne bakabilirsiniz. 33- Müslim, 730 34- Buhâri, salat 1; ezan, 95; taksir 5, cenaiz 56; Müslim, müsafirin 1,3, 5; fedâil 52; Ebû Davud,vitr 7; sefer,1,18; Tirmizi,cuma 41;Nesâi,taksir 1, 4; salâtü’1 havf 4; İbn Mâce ikâme,73, 75; Dârimi, salât 152,179 35- Müslim, musafirin 5; Nesai, taksiru’s salat 1;Salati’l havf 1543; 36-Beyhaki’nin hem Sünen-i Sağir’inde hem de Sünen-i Kebir’inde geçmektedir. [vc_row el_position=”last”] [vc_column] [vc_button title=”pdf olarak indirin” href=” color=”wpb_button” size=”btn-mini” icon=”wpb_document_pdf” target=”_blank” el_class=”extra” el_position=”first last”] [/vc_column] [/vc_row] Yaşar Nuri Öztürk kansere yenik düşüp öldü. Peki kimdir Yaşar Nuri Öztürk, kaç evlilik yaptı eşleri kimlerdi, son karısından nasıl boşandı. Nişanlısı Nazlı Kanaat ve kızı hakkında bilgiler. Abone ol Mide kanseri olan Yaşar Nuri Öztürk son nefesini verdi. Peki kimdir Yaşar Nuri Öztürk'ün uzatmalı nişanlısı Nazlı Kanaat niye ortalarda yok? Ünlü ilahiyatçı kaç kere evlenip boşandı ilk eşi ve kızı Saniye Öztürk kimdir? Yaşar Nuri Öztürk iki evlilik yaptı. İlk evliliğinden hiç söz etmezken kızı Saniye Öztürk bu evlilikten. Ünlü ilahiyatçı ikinci evliliğini de Canan Öztürk ile yaptı. Karısı Canan Öztürk'ten 2009 yılında boşandı. Bu boşanma o dönem hayli kirli olmuştu. Canan Öztürk 18 yıllık evliliği bitirirken Yaşar Nuri Öztürk hakkında deprem etkisi yaratan bir aldatma iddiasında bulunmuştu. CANAN ÖZTÜRK EVDE BASTIM Canan Öztürk Yaşar Nuri Öztürk'ü danışmanı danışmanı Şahane Sultan Müftüoğlu ile uygunsuz halde bastığını öne sürüp şunları söylemişti; -24 Kasım'da oğlum ABD'ye dönüyordu, onu havaalanında uğurladık. Ben de Ankara'ya gittim. Eşim aradı "Hakan'ı uğurladın mı?" dedi. "Evet, ben eve gidiyorum," dedim. O benim İstanbul'daki eve gittiğimi sandı. Halbuki ben Ankara'ya gittim. Oğlum ve Nusret Sevenoğlu bana, "Lütfen anahtarınızı kullanmayın, çok farklı bir şeyle karşılaşabilirsiniz. Siz zili çalın, girin," dedi. Ben de dediklerini tuttum. Eşime telefon edip, "Ben geldim, kapıyı aç lütfen," dedim. Kapı maalesef 10 dakika sonra açıldı. Eşimin kıyafeti düzgün değildi. O sırada banyodan kilit sesi geldi. Banyoya gidip, "Çıkın dışarıya," dedim. Bu hanım, saçı başı ıslak, üstünde göğüs dekoltesi açık çıktı. İçinde hiçbir çamaşır olmadığını gördüm. Altında bir tayt ve ayakları çıplaktı. İtiştik, kendisini evden dışarıya çıkardım. Yatak odasına koştum, ortalık karışmış. Eşimin başucunda Carmen pozu dediği, sırtı açık, daha küçük yaşlarına ait bir resim duruyordu. YAŞAR NURİ ÖZTÜRK İLK EŞİ VE ÇOCUKLARI Yaşar Nuri Öztürk iki kez evlenip boşandı. İlk evliliğinde Saniye Öztürk isminde bir kızı var. Olaylı bitin ikinci evliliğinden de bir oğlu bulunuyor. Trabzon doğumlu olan Yaşar Nuri Öztürk, Bayburtlu bir anne ile Sürmeneli bir babanın çocuğu olarak Küçükdere köyünde doğmuştur. İlk eğitimini babasından Kur'an okuyarak aldı ve dokuz yaşında hâfız oldu. On yıllık klâsik medrese eğitiminden sonra hukuk ve ilahiyat tahsilini tamamladı. Türkçe, Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca dillerinde çeşitli çalışmaları bulunan Yaşar Nuri Öztürk, 1978 ve 1982'de "Türkiye Millî Kültür Vakfı" ödülünü kazandı. YAŞAR NURİ ÖZTÜRK'ÜN NİŞANLISI NAZLI KANAAT KİMDİR? Yaşar Nuri Öztürk ile ikinci eşi Canan Öztürk'ün boşanma davaları 2 yıl sürdü. 2013 yılında ise Yaşar Nuri Öztürk'ten aşık oldum nişanlandım duyurusu ile yeniden gündeme geldi. Nişanlısının ismi Nazlı Kanaat'tı. Ankara radyosunda Türk Sanat müziği sanatçısıydı. NASIL TANIŞTILAR Yaşar Nuri Öztürk büyük aşkını o dönem verdiği bir röportajda şöyle anlatmıştı; -Saba’nın Tümer programı buna aracı oldu tabiri caizse. Biz “Türk sanat müziğini bugün kim defosuz okuyor?” diye konuşurken ben de Nazlı Hanım’ın önemli bir yeri olduğunu söyledim. Yoksa Nazlı Hanım’ı tanımam; evli midir, bekâr mıdır, kaç çocuğu var, bilmem. O da zarif bir insan, teşekkür etmek için beni aradı. Zaten halası “Koca adam seni övdü, aç teşekkür et” deyince aramış. Oradan başladı iş. Bekâr olduğu ortaya çıkınca tabii kancayı taktım açıkçası. Sonuç böyle oldu. ONUN İÇİN ANKARA’YA GİTTİM -Sonra ikinci, üçüncü, dördüncü telefon… Bir konuşmamızda “İstanbul’a geliyor musunuz? Müzikle ilgili sohbet edelim” dedim. “Arada geliyorum, gelirseniz konuşuruz” dedi. Ben de “Ankara’ya özel olarak bunun için gelsem ne olur?” diye sordum. “Zahmet olur ama siz bilirsiniz” deyince gittim Ankara’ya. Hayatımda ilk defa bir hanımefendiyle görüşmek üzere şehirlerarası yolculuk yaptım. -Elim ayağım dolaşmadı, lise talebesi değilim ama biraz heyecan oluyor tabii. Daha sonra o İstanbul’a geldi, bir iki kere daha görüştük. Ondan sonra aldı başını gitti... KIZI YAŞINDA MI? -Nazlı Hanım da 44 yaşında. Gazeteler “Kendinden 20 yaş küçük kadınla nişanlandı” diye yazıyor ama Nazlı 69 doğumlu. Ben 62 yaşındayım, 61 yaşında bir hanım mı bulacaktım? Bunu söyleyen aşağılık, soytarı biri. Nazlı Hanım’ın 30 ya da 25 yaşındaki bir hanımla farkı yok. Ben onda da aynı hayat coşkusunu ve aynı değerleri buluyorum. Anlaşmaya bağlı. 47 yaş âşık olmayı unutacak bir yaş değil. BİR KERE AŞIK OLDUM AMA EVLENEMEDİM -Hayatımda bir kere âşık oldum. Âşık olduğum kadınla da evlenemedim. Aşk sıkıntı getirir, bana da getirdi. Mevlana “Aşk hiçbir afetten ders almıyor” der. Siz mutlulukla aşkı yan yana koymayın. Aşk afettir. Hayatımda da hep acı ve ıstırap olmuştur. Ama yaratıcıdır da. Mutlu olmak için sevgi ve saygı aşktan önceliklidir. Bir daha aşkın afetine maruz kalmak istemem. Bir defa başıma geldi ve gitti. Kavuştunuz mu aşk bitiyor. Ben aşkın kahrını ve ıstırabını çektim ama şikâyetçi değilim. NAZLI HANIMADA AŞIK OLARAK NİŞANLANDIM -Bizim yüreğimiz büyük. O manada alıyorsanız âşığım tabii. Felsefe adamı olarak aşk denen cevher üzerinde bir felsefi değerlendirme yaptım. Bunu vatandaş Yaşar Nuri olarak alırsanız tamam, Nazlı Hanım’a da âşık olarak nişanlandım. Aşkım da devam edecek. Herkes haftada bir âşık oluyor, biz de ömrümüzde iki defa âşık olalım. BENİ KISKANIYOR -Onun beni kıskandığını biliyorum da… Benim onu kıskanacağım bir davranış içine girmez Nazlı Hanım. Çok akıllı, çok derinliği olan biri. İkimizin arasında sıkıntı olmaz. Çevrem konumum itibariyle çok hareketlidir, bu yüzden kıskanıyor olabilir. Şimdi ben evlendim diye bütün insanlar çevremden çekilecek değil ki. Gazetecisi var, seveni, takip edeni var. Beni manevi kurtarıcıları, manevi babaları olarak gördükleri için bazıları sarılır, öper... Tabii Nazlı da “Ne oluyoruz!” diyebilir. Ama Nazlı bunların üstesinden gelecek ruhta, kültürde bir insan. DÜŞÜN NASIL OLACAK? - Düğün için ne yapacağımızı henüz tespit etmedik belki teknede yapabiliriz. Nikâh şahidimiz Saba olacak. ALAMET-İ FARİKAM -O benim alamet-i farikamdır. Korkunç sürprizler yaparım. Şaşırtırım. Latifeyi çok seven biriyim. Benimle sohbet ettikten sonra insanlar tadına doymuyor. Buradan Ankara’ya gidişim bile bir sürprizdir. O buraya ekibiyle kayıt için geliyor. Buluşacağımızı konuşmamış mesela, çıkıyor kayıttan, bir bakıyor ki ben oradayım. Çıkar çıkmaz şoför açıyor kapıyı “Buyurun efendim” diyor, o da haliyle şaşırıyor. NASIL EVLENME TEKLİF ETTİ? -Ankara’dan gelmişti. Yemeğe gidecektik. Ben de bir mücevherciyle daha önceden konuştum. Bir tek yüzük ölçüsü kalmıştı. Buluştuk. Bir anda kuyumcuya soktum onu. Hemen tak tak yüzükleri yığdılar oraya, “Ne oluyoruz” deyince “Ne oluyoruz yok, birini seç” dedim. Benim yüzüğümü de getirdiler. Böyle şeyler yapmayı severim. BEN KONUŞTUM MU HİÇBİR KADIN KAYITSIZ KALAMAZ - Gençliğimizde Kız tavlama’ kitapları vardı ama bunlar hikâyedir. Böyle olmaz... Mesela öyle boylu, poslu yakışıklı bir adam değilim. Ama bu ayrı bir iştir. Bu ruhtur, konuştuğum hiçbir kadının bana kayıtsız kaldığını görmedim. İstersem sonucunu kesin alırım. Ben çok nal toplattım. Hiç şansları olmaz. YAŞAR NURİ ÖZTÜRK'ÜN BOŞANDIĞI EŞİ KİMDİ ALDATMA İDDİASI Yaşar Nuri Öztürk ise mevzunun 400 bin dolar gibi bir para olduğunu söylemiş ve eşini aldatmadığını söylemişti. İddiasına göre eşi Canan Öztürk'ün ilk evliliğinden olan oğluna verdiği borcu 3 yıl sonra geri isteyince böyle bir iftiraya maruz kaldı. Yaşar nuri öztürk ile ilgili tüm haberler için doğru yerdesiniz. Güncel, son dakika Yaşar Nuri Öztürk haberleri ve en sıcak haber akışını bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz. Yaşar nuri öztürk konu başlığı ile ilgili haberler tarih ve giriş saatine göre aşağıda sıralanmıştır. Son yayınlanan haber ilk sırada yer almaktadır. En güncel haberler listesi üzerinden merak ettiğiniz konuyla ilgili tüm gelişmelerden haberdar olabilirsiniz. Toplam 16 Yaşar Nuri Öztürk haberi yer almaktadır. Güncelleme Tarihi 0000 1. Yâ, Sîn. يس Yasın 2. Yemin olsun o hikmetlerle dolu Kur’an’a ki, وَالْقُرْآنِ الْحَكِيمِ Vel kur’anil hakiym 3. Hiç kuşkusuz, sen, gönderilen elçilerdensin; إِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ İnneke le minel murseliyn 4. Dosdoğru bir yol üzerindesin. عَلَىٰ صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ Ala sıratım müstekıym 5. Azîz ve Rahîm’in indirdiği üzeresin. تَنْزِيلَ الْعَزِيزِ الرَّحِيمِ Tenziylel aziyzir rahıym 6. Babaları uyarılmamış, tam gaflet içinde bir toplumu uyarman için gönderildin. لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَا أُنْذِرَ آبَاؤُهُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun 7. Yemin olsun ki, onların çoğuna söz hak olmuştur, artık onlar iman etmezler. لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلَىٰ أَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü’minun 8. Biz onların boyunlarına bukağılar geçirdik. Bukağılar çenelere dayanmıştır da bu yüzden onların kafaları yukarı kalkıktır. إِنَّا جَعَلْنَا فِي أَعْنَاقِهِمْ أَغْلَالًا فَهِيَ إِلَى الْأَذْقَانِ فَهُمْ مُقْمَحُونَ İnna cealna fı a’nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun 9. Önlerine bir set, arkalarına da başka bir set çektik. Böylece onları kuşatıp sardık; artık onlar görmezler. وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَأَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun 10. Sen ha uyarmışsın onları ha uyarmamışsın, fark etmez onlar için; inanmazlar. وَسَوَاءٌ عَلَيْهِمْ أَأَنْذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ Ve sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü’minun 11. Sen ancak o zikire/Kur’an’a uyan ve görmediği halde Rahman’dan korkan kimseyi uyarırsın. Böylesini, bir bağışlanma ve seçkin bir ödülle müjdele! إِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمَٰنَ بِالْغَيْبِ ۖ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَأَجْرٍ كَرِيمٍ İnnema tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin kerım 12. Biz, yalnız biz, ölüleri diriltiriz ve onların önden gönderdiklerini de eserlerini de yazarız. Zaten biz her şeyi apaçık bir kütükte ayrıntılı olarak kaydetmişizdir. إِنَّا نَحْنُ نُحْيِي الْمَوْتَىٰ وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَآثَارَهُمْ ۚ وَكُلَّ شَيْءٍ أَحْصَيْنَاهُ فِي إِمَامٍ مُبِينٍ İnna nahnü nuhyil mevta ve nektübü ma kaddemu ve asarahüm ve külle şey’in ahsaynahü fı imamim mübiyn 13. Onlara o kent halkını örnek ver. Hani, elçiler gelmişti oraya. وَاضْرِبْ لَهُمْ مَثَلًا أَصْحَابَ الْقَرْيَةِ إِذْ جَاءَهَا الْمُرْسَلُونَ Vadrib lehüm meselen ashabel karyeh iz caehel murselun 14. Hani, biz onlara iki kişi göndermiştik, onları yalanlamışlardı. Bunun üzerine biz, üçüncü bir kişiyle destek vermiştik. Şöyle demişlerdi "Biz, size gönderilen elçileriz!" إِذْ أَرْسَلْنَا إِلَيْهِمُ اثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُوا إِنَّا إِلَيْكُمْ مُرْسَلُونَ İz erselna ileyhimüsneyni fe kezzebuhüma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyküm murselun 15. Kent halkı dedi ki "Siz, bizim gibi birer insandan başka şey değilsiniz. Rahman hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz." قَالُوا مَا أَنْتُمْ إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَا وَمَا أَنْزَلَ الرَّحْمَٰنُ مِنْ شَيْءٍ إِنْ أَنْتُمْ إِلَّا تَكْذِبُونَ Kalu ma entüm illa beşerum mislüna ve ma enzeler rahmanü min şey’in in entüm illa tekzibun 16. Dediler "Rabbimiz biliyor ki, biz size gönderilmiş elçileriz." قَالُوا رَبُّنَا يَعْلَمُ إِنَّا إِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ Kalu rabbüna ya’lemü inna ileyküm le murselun 17. "Bize düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir." وَمَا عَلَيْنَا إِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ Ve ma aleyna illel belağul mübın 18. Dediler "Sizin yüzünüzden uğursuzlukla karşılaştık/biz sizi uğursuzluk sebebi saymaktayız. Eğer bu işe son vermezseniz, sizi mutlaka taşlayacağız. Ve bizden size acıklı bir azap kesinlikle dokunacaktır." قَالُوا إِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ ۖ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُمْ مِنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ Kalu inna tetayyarna biküm leil lem tentehu le nercümenneküm ve le yemessenneküm minna azabün eliym 19. Dediler "Uğursuzluk kuşunuz sizinle beraberdir. Size öğüt verildi diye mi bütün bunlar? Hayır, siz savurganlığa, aşırılığa sapmış bir topluluksunuz." قَالُوا طَائِرُكُمْ مَعَكُمْ ۚ أَئِنْ ذُكِّرْتُمْ ۚ بَلْ أَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ Kalu tairuküm meaküm ein zükkirtüm bel entüm kavmüm müsrifun 20. Kentin öbür ucundan bir adam koşarak gelip şöyle dedi "Ey topluluk, bu elçilere uyun!" وَجَاءَ مِنْ أَقْصَى الْمَدِينَةِ رَجُلٌ يَسْعَىٰ قَالَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَلِينَ Ve cae min aksal medıneti racülüy yes’a kale ya kavmittebiul murseliyn 21. "Sizden herhangi bir ücret istemeyelere uyun. Onlardır doğruyu ve güzeli bulanlar." اتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْأَلُكُمْ أَجْرًا وَهُمْ مُهْتَدُونَ İttebiu mel la yes’elüküm ecrav vehüm mühtedun 22. "Beni yaratana ne diye kulluk etmeyecek mişim ben? Ve sizler de O’na döndürüleceksiniz." وَمَا لِيَ لَا أَعْبُدُ الَّذِي فَطَرَنِي وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ Ve ma liye la a’büdüllezı fetaranı ve ileyhi türceun 23. "O’ndan başka tanrılar mı edineyim ben? Eğer Rahman bana bir zorluk/zarar dilerse onların şefaati benden hiçbir şeyi savamaz; beni kurtaramazlar." أَأَتَّخِذُ مِنْ دُونِهِ آلِهَةً إِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمَٰنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنِّي شَفَاعَتُهُمْ شَيْئًا وَلَا يُنْقِذُونِ E ettehızü min dunihı aliheten iy yüridnir rahmanü bi durril la tuğni annı şefaatühüm şey’ev ve la yünkızun 24. "Bu durumda ben elbette ki açık bir sapıklığın içine düşerim." إِنِّي إِذًا لَفِي ضَلَالٍ مُبِينٍ İnnı izel le fı dalalim mübın 25. "Ben, sizin Rabbinize iman ettim, artık dinleyin beni!" إِنِّي آمَنْتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِ İnnı amentü bi rabbiküm fesmeun 26. "Gir cennete!" denildi. Dedi "Kavmim bir bilebilseydi? قِيلَ ادْخُلِ الْجَنَّةَ ۖ قَالَ يَا لَيْتَ قَوْمِي يَعْلَمُونَ Kıyledhulil cenneh kale ya leyte kavmı ya’lemun 27. Ki Rabbim beni affetti; beni, ikram edilenlerden kıldı." بِمَا غَفَرَ لِي رَبِّي وَجَعَلَنِي مِنَ الْمُكْرَمِينَ Bima ğafera lı rabbı ve cealenı minel mükramiyn 28. Biz onun ardından kavmi üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değildik. وَمَا أَنْزَلْنَا عَلَىٰ قَوْمِهِ مِنْ بَعْدِهِ مِنْ جُنْدٍ مِنَ السَّمَاءِ وَمَا كُنَّا مُنْزِلِينَ Ve ma enzelna ala kavmihı mim ba’dihı min cündim mines semai ve ma künna münziliyn 29. Olan, sadece korkunç titreşimli bir sesti. Ve bir anda söndüverdiler. إِنْ كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَإِذَا هُمْ خَامِدُونَ İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hüm hamidun 30. Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her resulle mutlaka alay ederlerdi. يَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِ ۚ مَا يَأْتِيهِمْ مِنْ رَسُولٍ إِلَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ Ya hasraten alel ıbad ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun 31. Görmediler mi, kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettik. Onlar artık bir daha bunlara dönmeyecekler. أَلَمْ يَرَوْا كَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنَ الْقُرُونِ أَنَّهُمْ إِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ Elem yerav kem ehlekna kablehüm minel kuruni ennehüm ileyhim la yarciun 32. Ancak herkes toplandığında, onlar da huzurumuzda hazır bulundurulacaklar. وَإِنْ كُلٌّ لَمَّا جَمِيعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ Ve in küllül lemma cemiy’ul ledeyna muhdarun 33. Ölü toprak onlar için bir mucizedir. Onu dirilttik, ondan dâne çıkardık; bak işte ondan yiyorlar. وَآيَةٌ لَهُمُ الْأَرْضُ الْمَيْتَةُ أَحْيَيْنَاهَا وَأَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ Ve ayetül lehümül erdul meyteh ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhü ye’külun 34. Onda hurmalardan, üzümlerden bahçeler oluşturduk, ondan pınarlar fışkırttık; وَجَعَلْنَا فِيهَا جَنَّاتٍ مِنْ نَخِيلٍ وَأَعْنَابٍ وَفَجَّرْنَا فِيهَا مِنَ الْعُيُونِ Ve cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a’nabiv ve feccerna fiyha minel uyun 35. Ki onun ürününden ve ellerinin yapıp ettiğinden yesinler. Hâlâ şükretmiyorlar mı? لِيَأْكُلُوا مِنْ ثَمَرِهِ وَمَا عَمِلَتْهُ أَيْدِيهِمْ ۖ أَفَلَا يَشْكُرُونَ Li ye’külu min semerihı ve ma amilethü eydiyhim efela yeşkürun 36. Şanı yücedir o Allah’ın ki toprağın bitirdiklerinden, onların öz benliklerinden ve nice bilmediklerinden bütün çiftleri yaratmıştır. سُبْحَانَ الَّذِي خَلَقَ الْأَزْوَاجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنْبِتُ الْأَرْضُ وَمِنْ أَنْفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ Sübhanellezı halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya’lemun 37. Gece de onlar için bir mucizedir. Gündüzü ondan soyup alırız da onlar karanlığa gömülüverirler. وَآيَةٌ لَهُمُ الَّيْلُ نَسْلَخُ مِنْهُ النَّهَارَ فَإِذَا هُمْ مُظْلِمُونَ Ve ayetül lehümül leyl neslehu minhün nehara fe iza hüm muslimun 38. Güneş, kendine özgü bir durak noktasına/bir durma zamanına doğru akıp gidiyor. Azîz, Alîm olanın takdiridir bu. وَالشَّمْسُ تَجْرِي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَا ۚ ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ Veş şemsü tecrı li müstekarril leha zalike takdiyrul aziyzil aliym 39. Ay’a gelince, biz onun için de bir takım durak noktaları/birtakım evreler belirledik. Nihayet o, eski hurma sapının eğrilmişi gibi geri döner. وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَدِيمِ Vel kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil kadiym 40. Güneş’in Ay’a ulaşıp çatması gerekmiyor. Gecenin de gündüzü geçmesi gerekmez. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. لَا الشَّمْسُ يَنْبَغِي لَهَا أَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا الَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِ ۚ وَكُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ Leşşemsü yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabikun nehar ve küllün fı felekiy yesbehun 41. Zürriyetlerini o dopdolu gemilerde taşımamız da onlar için bir ayettir. وَآيَةٌ لَهُمْ أَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ Ve ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil meşhun 42. Onlar için gemilere benzer, binecekleri başka şeyler de yarattık. وَخَلَقْنَا لَهُمْ مِنْ مِثْلِهِ مَا يَرْكَبُونَ Ve halakna lehüm mim mislihı ma yarkebun 43. Eğer dilersek onları boğarız. Bu durumda ne kendileri için feryat eden olur ne de kurtarılırlar. وَإِنْ نَشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَرِيخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنْقَذُونَ Ve in neşe’ nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm yünkazun 44. Ancak bizden bir rahmet olarak bir süreye kadar daha nimetlensinler diye kurtarılırlar. إِلَّا رَحْمَةً مِنَّا وَمَتَاعًا إِلَىٰ حِينٍ İlla rahmetem minna ve metaan ila hıyn 45. Onlara, "Önünüzdekinden ve arkanızdakinden sakının ki, size merhamet edilebilsin!" denildiğinde, hiç aldırmazlar. وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ اتَّقُوا مَا بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ Ve iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm türhamun 46. Çünkü Rablerinin ayetlerinden kendilerine bir ayet gelince, ondan mutlaka yüz çevirmişlerdir. وَمَا تَأْتِيهِمْ مِنْ آيَةٍ مِنْ آيَاتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا عَنْهَا مُعْرِضِينَ Ve ma te’tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu’ridıyn 47. Onlara, "Allah’ın size lütfettiği rızıklardan dağıtın!" dendiğinden, nankörlüğe sapanlar, iman edenlere şöyle derler "Allah’ın, dilediği takdirde yedirip doyuracağı kişiyi biz mi doyuracağız? Siz açık bir sapıklık içindesiniz, hepsi bu." وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ أَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللَّهُ قَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِلَّذِينَ آمَنُوا أَنُطْعِمُ مَنْ لَوْ يَشَاءُ اللَّهُ أَطْعَمَهُ إِنْ أَنْتُمْ إِلَّا فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ Ve iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut’ımü mel lev yeşaüllahü at’amehu in entüm illa fı dalalim mübın 48. Bir de şöyle derler "Eğer doğru sözlüler iseniz, bu tehdit ne zaman?" وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا الْوَعْدُ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ Ve yekulune meta hazel va’dü in küntüm sadikıyn 49. Sadece korkunç titreşimli bir sesi bekliyorlar. Onlar çekişip dururlarken, o ses kendilerini enseleyecektir. مَا يَنْظُرُونَ إِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً تَأْخُذُهُمْ وَهُمْ يَخِصِّمُونَ Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te’huzühüm vehüm yehıssımun 50. O zaman ne bir tavsiyede bulunmaya güçleri yetecek ne de ailelerine dönebilecekler. فَلَا يَسْتَطِيعُونَ تَوْصِيَةً وَلَا إِلَىٰ أَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ Fela yestetıy’une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun 51. Sûra üfürülmüştür! Bak, işte kabirlerden, Rablerine doğru akın akın gidiyorlar. وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَإِذَا هُمْ مِنَ الْأَجْدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يَنْسِلُونَ Ve nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim yensilun 52. Şöyle diyecekler "Vay başımıza gelene! Kim kaldırdı bizi mezarımızdan? Rahman’ın vaat ettiği işte bu! Peygamberler doğru söylemişler." قَالُوا يَا وَيْلَنَا مَنْ بَعَثَنَا مِنْ مَرْقَدِنَا ۜ ۗ هَٰذَا مَا وَعَدَ الرَّحْمَٰنُ وَصَدَقَ الْمُرْسَلُونَ Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina haza ma veader rahmanü ve sadekal murselun 53. Topu topu korkunç titreşimli bir tek ses. Ve bakmışsın, hepsi birden huzurumuzda divan durmaktadır. إِنْ كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَإِذَا هُمْ جَمِيعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hüm cemiy’ul ledeyna muhdarun 54. O gün hiçbir canlıya, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Sizler, sadece yapıp ettiklerinizin karşılığı olarak cezalandırılırsınız. فَالْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا وَلَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ Fel yevme la tuzlemü nefsün şey’ev vela tüczevne illa ma küntüm ta’melun 55. O gün cennet halkı bir uğraş içinde eğlenip ferahlamaktadır. إِنَّ أَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ فِي شُغُلٍ فَاكِهُونَ İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun 56. Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, koltuklar üzerinde yaslanmışlardır. هُمْ وَأَزْوَاجُهُمْ فِي ظِلَالٍ عَلَى الْأَرَائِكِ مُتَّكِئُونَ Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun 57. Orada kendileri için meyveler var. İstedikleri her şey kendilerinin olacak. لَهُمْ فِيهَا فَاكِهَةٌ وَلَهُمْ مَا يَدَّعُونَ Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun 58. Rahîm Rab’den bir de sözlü selam! سَلَامٌ قَوْلًا مِنْ رَبٍّ رَحِيمٍ Selamün kavlem mir rabbir rahıym 59. Ey günahkârlar! Bugün şöyle ayrılın! وَامْتَازُوا الْيَوْمَ أَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ Vemtazül yevme eyyühel mücrimun 60. Ey âdemoğulları! Ben size, "Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için açık bir düşmandır!" demedim mi? أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَا بَنِي آدَمَ أَنْ لَا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَ ۖ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبِينٌ Elem a’hed ileyküm ya benı ademe el la ta’büdüş şeytan innehu leküm adüvvüm mübiyn 61. "Bana ibadet edin, dosdoğru yol budur!" demedim mi? وَأَنِ اعْبُدُونِي ۚ هَٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَقِيمٌ Ve enı’büduni haza sıratum müstekıym 62. Yemin olsun, şeytan, içinizden birçok nesli saptırmıştı. Aklınızı hiç işletmiyor muydunuz? وَلَقَدْ أَضَلَّ مِنْكُمْ جِبِلًّا كَثِيرًا ۖ أَفَلَمْ تَكُونُوا تَعْقِلُونَ Ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra efelem tekunu ta’kılun 63. Alın size, tehdit edildiğiniz cehennem! هَٰذِهِ جَهَنَّمُ الَّتِي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ Hazihı cehennemülletı küntüm tuadun 64. İnkâr edip durmanız yüzünden dalın oraya bugün! اصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ Islevhel yevme bima küntüm tekfürun 65. O gün, ağızlarını mühürleyeceğiz. Bize elleri konuşacak, ayakları da kazanmış olduklarına tanıklık edecek. الْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلَىٰ أَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَا أَيْدِيهِمْ وَتَشْهَدُ أَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ El yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü ercülühüm bima kanu yeksibun 66. Dilesek, gözlerini siler, onları elbette kör ederiz. O zaman yola koyulmak isterler ama nasıl görecekler? وَلَوْ نَشَاءُ لَطَمَسْنَا عَلَىٰ أَعْيُنِهِمْ فَاسْتَبَقُوا الصِّرَاطَ فَأَنَّىٰ يُبْصِرُونَ Velev neşaü letamesna ala a’yünihim festebekus sırata fe enna yübsırun 67. Dilesek, onları oldukları yerde hayvana çeviririz. O zaman ne ileri gitmeye güçleri yeter ne de geri dönebilirler. وَلَوْ نَشَاءُ لَمَسَخْنَاهُمْ عَلَىٰ مَكَانَتِهِمْ فَمَا اسْتَطَاعُوا مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُونَ Velev neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciun 68. Kimi uzun ömürlü kılarsak, onu yaratılışta gerisin geri çeviririz. Hâlâ akıllarını işletmiyorlar mı? وَمَنْ نُعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِي الْخَلْقِ ۖ أَفَلَا يَعْقِلُونَ Ve men nüammirhü nünekkishü fil halk efela ya’kılun 69. Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmaz/layık olamaz da. Ona vahyedilen, bir öğütten ve apaçık bir Kur’an’dan başka şey değildir; وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنْبَغِي لَهُ ۚ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْآنٌ مُبِينٌ Ve ma alemnahüş şı’ra ve ma yembeğıy leh in hüve illa zikruv ve kur’anüm mübiyn 70. Diri olanı uyarsın ve inkârcılar üzerine söz hak olsun diye indirilmiştir. لِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرِينَ Li yünzira men kane hayyave ve yehıkkal kavlü alel kafirın 71. Görmediler mi, ellerimizin yapıp ettiklerinden, kendileri için nice hayvanlar yarattık da onlar, bu hayvanlara sahip oluyorlar. أَوَلَمْ يَرَوْا أَنَّا خَلَقْنَا لَهُمْ مِمَّا عَمِلَتْ أَيْدِينَا أَنْعَامًا فَهُمْ لَهَا مَالِكُونَ E ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en’amen fehüm leha malikun 72. O hayvanları bunlara boyun eğdirdik. Onlardan binekleri vardır ve onlardan bir kısmını da yiyorlar. وَذَلَّلْنَاهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ Ve zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye’külun 73. O hayvanlarda bunlar için birçok yararlar var, içecekler var. Hâlâ şükretmiyorlar mı? وَلَهُمْ فِيهَا مَنَافِعُ وَمَشَارِبُ ۖ أَفَلَا يَشْكُرُونَ Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib efela yeşkürun 74. Kendilerine yardım edilir ümidiyle Allah’tan başka ilahlar edindiler. وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللَّهِ آلِهَةً لَعَلَّهُمْ يُنْصَرُونَ Vettehazu min dunillahi alihetel leallehüm yünsarun 75. Oysaki, o ilahlar bunlara yardım edemezler. Tam aksine, bunlar, o ilahlara hizmet eden ordular durumundadır. لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَهُمْ وَهُمْ لَهُمْ جُنْدٌ مُحْضَرُونَ La yestetıy’une nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarun 76. Artık onların sözü seni üzmesin! Biz onların sır olarak tuttuklarını da açıkladıklarını da biliyoruz. فَلَا يَحْزُنْكَ قَوْلُهُمْ ۘ إِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ Fela yahzünke kavlühüm inna na’lemü ma yüsirrune ve ma yu’linun 77. Görmedi mi insan, kendisini bir spermden yarattığımızı! Bir de bize açık bir hasım kesilmiştir o. أَوَلَمْ يَرَ الْإِنْسَانُ أَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ نُطْفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُبِينٌ Evelem yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübın 78. Kendi yaratılışını unutmuş da bize örnek veriyor. Ve bir de şöyle diyor "Şu çürümüş kemiklere kim hayat verecek?" وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِيَ خَلْقَهُ ۖ قَالَ مَنْ يُحْيِي الْعِظَامَ وَهِيَ رَمِيمٌ Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah kale mey yuhyil ızame ve hiye ramım 79. De ki "Onlara hayatı verecek olan, onları ilk kez yaratandır. O, bütün yaratılmışları/her türlü yaratmayı çok iyi bilmektedir." قُلْ يُحْيِيهَا الَّذِي أَنْشَأَهَا أَوَّلَ مَرَّةٍ ۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah ve hüve bi külli halkın alım 80. O size, o yeşil ağaçtan bir ateş oluşturdu da siz ondan tutuşturup duruyorsunuz. الَّذِي جَعَلَ لَكُمْ مِنَ الشَّجَرِ الْأَخْضَرِ نَارًا فَإِذَا أَنْتُمْ مِنْهُ تُوقِدُونَ Ellezı ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü tukıdun 81. Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerini yaratmaya güç yetiremez mi? Elbette güç yetirir. Her şeyi bilen Alîm, sürekli yaratan Hallâk O’dur. أَوَلَيْسَ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِقَادِرٍ عَلَىٰ أَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُمْ ۚ بَلَىٰ وَهُوَ الْخَلَّاقُ الْعَلِيمُ Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka mislehüm bela ve hüvel hallakul alım 82. O birşeyi istediğinde, buyruğu sadece şunu söylemektir "Ol!" Artık o, oluverir. إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ İnnema emruhu iza erade şey’en ey yekule lehu kün fe yekun 83. Herşeyin kaynağı/egemenliği elinde olan o yaratıcının şanı çok yücedir! Sonunda O’na döndürüleceksiniz. فَسُبْحَانَ الَّذِي بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey’iv ve ileyhi türceun

nisa 34 yaşar nuri öztürk