🐯 Akciğer Kanseri Solunum Cihazına Bağlanması

Akciğerkanseri için önemli bir belirti olan ses kısıklığı, üst solunum yolu enfeksiyonları, reflü, gırtlak kanseri gibi hastalıklarda da görülebilir. Veri Politikası İş İlanları Genetikbilimci Doç. Dr. Çağhan Kızıl, yeni tip koronavirüs / Covid-19 için şunları söylüyor: "Covid 19-SARS-CoV2, insanları enfekte ettiğini bildiğimiz bu tip yedinci virüs. Dört tip koronavirüsü (229E, NL63, OC43 ve HKU1) farkında olmadan sürekli enfekte olduğumuz virüs tiplerinden. Gribe benzer semptomları olan bu NYULangone Tıp Merkezi'nden Jeffrey Weber, bazı Covid-19 hastalarının yoğun bakıma kaldırılması ve suni solunum cihazına bağlanmasının nedenini sitokin fırtınasına bağlıyor. AkciğerKanseri. Solunum yollarından köken alan kötü huylu tümörlerdir. Erkeklerde kadınlardan daha sık görülür ve her iki cinste en sık ölüme neden olan kanser tipidir. Günümüzde kalp ve damar hastalıklarından sonra en sık ölüm nedenidir. Akciğer kanserinin belirtileri-Öksürüğün yoğun ve inatçı olması Tüberküloz bakteriyel bir hastalıktır ve genellikle akciğerleri tutar. Bu hastalığın, akciğer dokusu iltihabı, ateş, doku kaybı, öksürük ve balgam çıkarma gibi belirtileri vardır. Genellikle gelişmemiş ve sosyo-ekonomik düzeyi düşük toplumlarda veya hapishane, askeriye gibi toplu yaşayan gruplarda bu hastalık görülmektedir. Yakındaterli terli su içmiş ondan olmuş bile diyecekler herhalde. Aniden solunumu durduğu için öldü demişler yani muhtemelen bişi olmaz deyip kendi haline bıraktılar zira hastanede bakım gören insanın solunumu durursa suni solunum cihazına bağlanır ve ölmez doğal olarak tabi boşta böyle bir cihaz yoksa o da ayrı mesele :( Göğüshastalıkları uzmanları, alerjik etkenlere bağlı olarak gelişen rahatsızlıklar, akciğer kanseri ve uykuda gelişen solunum problemleri gibi pek çok hastalığın tanı ve tedavisinde multidisipliner yaklaşım sergileyerek, hastalıkların tanı ve tedavisini yapar. Ayrıca bölüm hekimleri, yapılan testlere ilişkin rapor PAAkciğer Grafisi; Genel anestezide hasta tamamen uyutulur ve solunum cihazına bağlanır. Regional (bölgesel) anestezide, ilgili sinirler uyuşturulur (örneğin spinal ve epidural anestezide, bel bölgesindeki omurilik çevresine ilaç verilerek belden aşağısı uyuşturulur. Yada sadece el-kol ya da ayak-bacak ta işlen düşüktoleransa sahip, bakteriyoklorofil a ve b bulunduran fototrofik prokaryot grubu Nitrifiye edici bakteriler NH3—> NO 2 ' ya da NO 2 —• NO3~ dönüşümlerini gerçekleştirebilen kemolitotroflar Proklorofit klorofil a ve b bulunduran ancak fikobilinlerden yoksun olan prokaryotik oksijenik fototrof Prosteka hücre duvarı ile G6HBT. Ege Üniversitesi EÜ Solunum Araştırmaları Merkezi EGESAM bünyesinde bir araya gelen farklı üniversitelerden 45 bilim insanı, akciğer kanseri ile solunum hastalıklarına yönelik biyomedikal cihaz ve ilaç geliştirmek için kolları sıvadı. Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünün farklı fakültelerinde görev yapan 45 bilim insanı, 5 yıl önce "Translasyonel Pulmonoloji Araştırma Grubu"nu kurdu. Grup çatısı altında faaliyet gösteren bilim insanları, bu süreçte ulusal ve uluslararası pek çok projeye imza üyeleri, daha sonra başta akciğer kanseri olmak üzere solunum hastalıklarında erken tanı, izlem ve tedavide yeni nesil malzemelerin kullanıldığı biyomedikal cihaz ve ilaç geliştirilmesini hedefleyen bir proje insanları, daha sonra çalışmalarını EGESAM'da yürütmeye karar verdi. Merkez çatısı altında hazırlanan ve "Solunum Hastalıkları Alanında Translasyonel Tıp Yaklaşımı ile Yenilikçi Biyomedikal Cihazların Geliştirilmesi" adlı bu çalışmaya, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı 35 milyon lira destek verdi. Bilim insanları, çalışmalarını EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi yerleşkesinde hayırseverlerin bağışlarıyla inşa edilen binada yürütecek. Çalışmalara yurt dışından birçok bilim insanı da danışmanlık yapacak. "Merkezimiz yüksek teknolojik cihazlarla donatılacak"EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk bilim insanlarının bir araya gelerek önemli bir başarıya imza attığını dile getirerek "Arkadaşlarımız akciğer kanseri gibi solunum hastalıklarına, geliştirdikleri tedavi ve tıbbı cihazlarla şifa arayacaklar. Klinik, sağlık, temel ve mühendislik bilimlerinden oluşan translasyonel tıp yaklaşımıyla bilgi, teknolojiyle birleştirilecek." diye konuştu. Türkiye'nin tıbbi alanda da önemli bilimsel çalışmalara imza attığını dile getiren Göksel, şöyle konuştu"Solunum hastalıkları ile akciğer kanseri konusunda tanı ve tedavinin yanı sıra yeni ilaç, tanı kitleri ve biyomedikal cihazları geliştirmeyi hedefliyoruz. Merkezimiz yüksek teknolojik cihazlarla donatılacak. Araştırma laboratuvarları, eğitim alanları ve klinik araştırmaların yapıldığı alan olacak. 45 bilim insanımız burada görev yapacak. Yabancı bilim insanları da bize danışmanlık desteği verecek. Burası solunum hastalıklarının tedavisi konusunda farkı bilimleri bir araya getiren Türkiye'nin tek araştırma merkezi olacak. Geliştireceğimiz cihaz, ilaç ve tedavi yöntemleriyle hastalarımıza şifa olacağımıza inanıyorum. En kısa sürede uluslararası saygınlığı olan merkezlerin arasında yer almayı hedefliyoruz."Avrupa Birliği Bilim Akademisi Üyesi ve Polonya Nicolaus Copernicus Üniversitesi Çevre, Kimya ve Biyoanalitik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hab Boguslaw Buszewski de EGESAM'ın danışma kurulunda görev aldığını aktardı. Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi HAS üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz. Ege Üniversitesi EÜ Solunum Araştırmaları Merkezi EGESAM bünyesinde bir araya gelen farklı üniversitelerden 45 bilim insanı, akciğer kanseri ile solunum hastalıklarına yönelik biyomedikal cihaz ve ilaç geliştirmek için kolları Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünün farklı fakültelerinde görev yapan 45 bilim insanı, 5 yıl önce "Translasyonel Pulmonoloji Araştırma Grubu"nu kurdu. Grup çatısı altında faaliyet gösteren bilim insanları, bu süreçte ulusal ve uluslararası pek çok projeye imza üyeleri, daha sonra başta akciğer kanseri olmak üzere solunum hastalıklarında erken tanı, izlem ve tedavide yeni nesil malzemelerin kullanıldığı biyomedikal cihaz ve ilaç geliştirilmesini hedefleyen bir proje insanları, daha sonra çalışmalarını EGESAM'da yürütmeye karar verdi. Merkez çatısı altında hazırlanan ve "Solunum Hastalıkları Alanında Translasyonel Tıp Yaklaşımı ile Yenilikçi Biyomedikal Cihazların Geliştirilmesi" adlı bu çalışmaya, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı 35 milyon lira destek insanları, çalışmalarını EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi yerleşkesinde hayırseverlerin bağışlarıyla inşa edilen binada yürütecek. Çalışmalara yurt dışından birçok bilim insanı da danışmanlık Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çağın en büyük hastalıklarından birinin, akciğer kanseri ve solunum hastalıkları olduğunu hatırlattı. Türk bilim insanlarının bir araya gelerek önemli bir başarıya imza attığını dile getiren Budak, "Arkadaşlarımız akciğer kanseri gibi solunum hastalıklarına, geliştirdikleri tedavi ve tıbbı cihazlarla şifa arayacaklar. Klinik, sağlık, temel ve mühendislik bilimlerinden oluşan translasyonel tıp yaklaşımıyla bilgi, teknolojiyle birleştirilecek." diye Recep Tayyip Erdoğan'ın bilimsel çalışmaları çok önemsediğini vurgulayan Budak, bu projeye verilen 35 milyon liralık desteğin Türk bilim dünyası için çok kıymetli olduğunu Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Tuncay Göksel ise üniversitelerindeki en güçlü alanlardan birinin sağlık olduğunu eczacılık, sağlık, biyomedikal gibi, konularında uzman bilim insanlarının akciğer kanseri ve solunum hastalıklarının tedavileri konusunda fakültelerinde ayrı ayrı çalışma yaptığını hatırlatan Göksel, bundan sonra tüm bu sürecin bu merkezden ortak yürütüleceğini belirtti."Merkezimiz yüksek teknolojik cihazlarla donatılacak"Türkiye'nin tıbbi alanda da önemli bilimsel çalışmalara imza attığını dile getiren Göksel, şöyle konuştu "Solunum hastalıkları ile akciğer kanseri konusunda tanı ve tedavinin yanı sıra yeni ilaç, tanı kitleri ve biyomedikal cihazları geliştirmeyi hedefliyoruz. Merkezimiz yüksek teknolojik cihazlarla donatılacak. Araştırma laboratuvarları, eğitim alanları ve klinik araştırmaların yapıldığı alan olacak. 45 bilim insanımız burada görev yapacak. Yabancı bilim insanları da bize danışmanlık desteği verecek. Burası solunum hastalıklarının tedavisi konusunda farkı bilimleri bir araya getiren Türkiye'nin tek araştırma merkezi olacak. Geliştireceğimiz cihaz, ilaç ve tedavi yöntemleriyle hastalarımıza şifa olacağımıza inanıyorum. En kısa sürede uluslararası saygınlığı olan merkezlerin arasında yer almayı hedefliyoruz."Avrupa Birliği Bilim Akademisi Üyesi ve Polonya Nicolaus Copernicus Üniversitesi Çevre, Kimya ve Biyoanalitik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hab Boguslaw Buszewski de EGESAM'ın danışma kurulunda görev aldığını çok önemli bir araştırma merkezi olacağına inandığının altını çizen Buszewski, "Artık bilimde başarının sırrı farklı disiplinlerin bir arada çalışması ve uluslararası ortak çalışmaların kurulmasından geçiyor. Zaten bu merkez kurulmadan burada görev yapan Türk bilim insanları bunu başardı." diye konuştu. Ege Üniversitesi Akciğer Kanseri Türk İlaç Güncel Haberler Doğumumuzdan itibaren sahip olduğumuz sesimiz, parmak izimiz gibi bize özeldir. Bu nedenle bizi biz yapan özelliklerimizden birisidir. Sağlıklı ve kaliteli olduğu sürece sosyalleşme ve iletişim açısından en önemli gücümüzdür. Sesimiz sayesinde duygularımızı ifade ederiz; sevinçlerimiz, heyecanlarımız, üzüntülerimiz ve mutluluklarımızı çevremize yansıtabiliriz. Konuşmanın en temel unsurlarından olan sesimize ait her türlü sorun hem konuşmayı hem de çevremizle olan iletişimi zorlaştırır. Bizim sosyal yaşantımızı kısıtlar. Sosyal yaşantımızın kısıtlanması ve iletişim problemlerinin yaşanması duygusal ve psikolojik sorunları da beraberinde getirir. Yaşamımız da meydana gelen ses değişiklikleri yaşam boyunca durum ve olaylara göre değişkenlik gösterir. Örneğin; bir bebeğin ham sesi temel frekansı-F0 500 Hz iken, oyun çocukluğu döneminde 300 Hz olur. Ergenlik döneminde erkeklik hormonunun androjen etkisiyle bir oktav düşerek ham sesi F0 125 Hz olur. İçinde bulunduğumuz duygusal duruma, yorgunluğa, hava değişikliklerine, stres ve gerginliğe bağlı olarak sesimizde değişiklikler olurken, bazen de ses tellerimizdeki vokal kord bir bozukluğun da göstergesi olabilir. Disfoni Nedir? Ses bozukluklarına verilen genel bir isimlendirmedir. Sesin bir veya birden fazla parametresindeki perde, şiddet, rezonans, kalite, melodi… bozulmadır. Basit anlamda ses kalitesinin bozulması, kalınlaşması, kısılması gibi durumları ifade eder. AFONİ NEDİR? Larengeal tonun olmamasıdır. Konuşmanın fısıltı ses şeklinde veya aşırı derecede soluklu olmasıdır. NORMAL SES İLE ANORMAL SES ARASINDAKİ FARK NEDİR? Normal ses “kişiye ihanet etmeyen”, iç dünyasını en iyi şekilde yansıtan, duygu ve düşünceleri ile en iyi uyumu gösteren, kulağa hoş gelen bir kalitede, yeterli şiddette, yaş, cinsiyet ve beden yapısına uygun bir tını seviyesinde olan sestir. Anormal ses ise dinleyeni rahatsız eden, konudan dikkati dağıtan, iletişimi bozan ve konuşanın anlaşılmasını zor hale getiren sestir. Anormal ses bir hastalığın veya bozukluğun göstergesi olabilir. Seste Yaşanan Problemler Hangi Hastalıkların Göstergesi Olabilir? Seste kısıklık, boğukluk, kabalık, nefes nefese kalma veya sesin hiç çıkmaması gibi anormal durumlar sesinizde bir problemin olduğunu gösterebilir. Seste yaşanan bozukluklar aşağıdaki hastalık gruplarından biri ile ilgili olabilir. Bunlar; Organik Ses Bozuklukları Fonksiyonel Ses Bozuklukları Nörojenik Ses Bozuklukları Psikojenik Ses Bozuklukları SIKLIKLA KARŞILAŞTIĞIMIZ SES BOZUKLUKLARI Ses Telleri Nodülleri Sesin yanlış kullanımına bağlı ses teli üzerinde oluşan 1-3 mmlik iyi huylu yumrulardır. Sesin yanlış kullanılması demek; doğru nefes ve ses tekniklerle ile sesin çıkarılamaması demektir. Toplumda aslında oldukça sık rastlanılan bu durum, sesini sık kullanması gereken profesyonel ses kullanıcıları; ses sanatçıları, politikacılar ve öğretmenler gibi mesleklerde önem kazanmaktadır. Oysa ki doğru sesi çıkarabilen bir kişinin uzun süre konuşması herhangi bir sorun yaratmaz. Bu nedenle uzun süre ve yüksek tonda konuşması gereken mesleklerde dahi doğru teknikleri öğrenmek nodül sorununun önüne geçecektir. Tanı için videostroboskopik ses teli muayenesi önemlidir. Çünkü birçok ses kısıklığı nedeninden ayırtedilmesi gerekir. TEDAVİSİ ÖNCELİKLE SES TERAPİSİDİR. Çok nadiren ses terapisine cevap vermeyen durumlarda genel anestezi altında ameliyatla endolaringeal mikrolaringoskopi çıkarılarak tedavi edilir. Bu hastalarda dahi ses terapisi nodülün tekrarlamaması açısından önemlidir. Gastroözefageal Reflüye GER bağlı Larenjit GER özellikle yetişkinlerde sıklıkla görülmektedir, ve ses tellerinde iltihaba da larenjit sebep olabilir. Boğazda takılma hissi, gelip giden ses bozukluğu, öksürük gibi şikayetlere sebep olur. Ses tellerinin bütünü ve özellikle arka kısmında kalınlaşma olabilir. Tanı için videostroboskopik ses teli muayenesi yeterli olacaktır. Tedavide beslenme alışkanlığının değiştirilmesi, uygun diyet ve ilaç tedavisi mide ilacı-proton pompa inhibitörü uygulanır. Tedavide ses tellerine yönelik bir ameliyatın yeri yoktur. Ses Teli Ödemi Reinke Ödemi Sesini aşırı ve kötü kullanan bağırarak ve zorlayarak konuşan ve sigara içenlerde görülür. Ses tellerinde gevşeme, su toplanması ve pelteleşme ile karakterizedir. Sesde kalınlaşma, kabalaşma ve boğuklaşma oluşur. Tanı için videostroboskopik ses teli muayenesi yeterli olacaktır. Sigaranın bırakılması, ses terapisi ve ses hijyeni birinci sırada tadavi seçeneğidir. Bu tedavilere cevap alınamadığında genel anestezi altında ameliyatla endolaringeal mikrolaringoskopi ödem boşaltılabilir. Ses Teli Polibi Ses teli ödemenin ileri halidir, ödemli doku polip haline gelir. Sesini aşırı ve kötü kullanan bağırarak ve zorlayarak konuşan ve sigara içenlerde görülür. Sesde kalınlaşma, kabalaşma ve boğuklaşma oluşur. Polipler ses tellerinin birinde veya ikisinde aynı anda görülebilir. Tanı için videostroboskopik ses teli muayenesi yeterli olacaktır. Tedavi genel anestezi altında ameliyatla endolaringeal mikrolaringoskopi poliplerin çıkarılmasıdır. Ameliyat öncesinde başlanacak olan ses terapisinin ameliyat sonrasında da sürdürülmesi başarı şansını çok yükseltecektir. Ses Teli Polibi Ses teli ödemenin ileri halidir, ödemli doku polip haline gelir. Sesini aşırı ve kötü kullanan bağırarak ve zorlayarak konuşan ve sigara içenlerde görülür. Sesde kalınlaşma, kabalaşma ve boğuklaşma oluşur. Polipler ses tellerinin birinde veya ikisinde aynı anda görülebilir. Tanı için videostroboskopik ses teli muayenesi yeterli olacaktır. Tedavi genel anestezi altında ameliyatla endolaringeal mikrolaringoskopi poliplerin çıkarılmasıdır. Ameliyat öncesinde başlanacak olan ses terapisinin ameliyat sonrasında da sürdürülmesi başarı şansını çok yükseltecektir. Ses Teli Kisti Sebebi bilinmemekle birlikte; ses teli üzerindeki salgı bezlerinin tıkanması sonucu 1-3 mm lik kist oluşur. Sesde kısılma ve soluklu ses oluşur. Tanı için videostroboskopik ses teli muayenesi yeterli olacaktır. Tedavi genel anestezi altında ameliyatla endolaringeal mikrolaringoskopi kistin çıkarılmasıdır. Ameliyat öncesinde başlanacak olan ses terapisinin ameliyat sonrasında da sürdürülmesi başarı şansını çok yükseltecektir. Ses Teli Kanaması Ses teller üzerindeki küçük damarlar bazı kişilerde yüzeyel seyreder ve ince duvarlı olabilir. Sesini çok zorlayarak bağırma sonucunda bu damarlardan kan sızabilir ve ses teli üstünde hematom kan oturması oluşabilir; ani ve şiddetli ses kısıklığı oluşur. Tanı için videostroboskopik ses teli muayenesi yeterli olacaktır. Tedavi genel anestezi altında ameliyatla endolaringeal mikrolaringoskopi kanamanın boşaltılmasıdır. Ameliyat öncesinde başlanacak olan ses terapisinin ameliyat sonrasında da sürdürülmesi başarı şansını çok yükseltecektir. Ses Teli Granülomu Ses tellerinin özellikle arka kısmında oluşan en az 1 cm lik kabarık iyi huylu yaralardır ve iki taraflı da görülebilir. Reflü, sık öksürük, boğaz temizleme, bağırma, sesi aşırı kullanma gibi sebeplerin oluşturduğu tahriş, zaman içinde granuloma dönüşebilir. Önemli bir sebep de daha önceden entübasyon denilen işlemin uygulanmış olmasıdır entübasyon herhangi bir ameliyat veya yoğun bakımda solunum cihazına bağlanması için hastanın gırtlağına tüp yerleştirilmesi işlemidir; bu tüp hastanın bu işlemler sırasında uyutulurken havalandırmasını sağlar. Tanı için videostroboskopik ses teli muayenesi yeterli olacaktır. Tedavide sebebin ortadan kaldırılmasına yönelik önlemler alınır, bazı ilaçlar kullanılır ve birlikte ses terapisi uygulanır. Dirençli durumlarda ameliyatla çıkarılması en son seçenektir ve birlikte botox uygulanması başarı şansını artırır. Tek Taraflı Ses Teli Felci Solunum sıkıntısı olmaz, çeşitli derecelerde ses kısıklığı görülebilir. Sinire bası yapan bazı tümörler tiroid/ gırtlak/ akciğer kanseri veya lenfoma, guatr ameliyatları en sık sebeplerdir. Ses kısıklığını gidermek için ses terapisi uygulanır ve çoğu zaman yeterli olur; yeterli olmadığı durumlarda ses telini orta hatta getirecek ameliyatlar uygulanır. İki Taraflı Ses Teli Felci En sık guatr ameliyatlarında heriki sinirin hasarlanması veya gerilmesi sonucunda görülür. Aslında tecrübeli ellerde guatr ameliyatlarında %1 den az görülen bir komplikasyondur ve bazen 3-6 içinde kendiliğinden düzelebilir. Ciddi solunum sıkıntısı gelişebilir, ses kısıklığı daha hafif derecededir. Solunum sıkıntısı için acil ameliyat gerekebilir. Fonksiyonel Ses Bozuklukları Ses oluşturma mekanizmasının kötü ya da yanlış kullanımı sonucu oluşan ses bozukluklarıdır. Gırtlak anatomi ve fizyolojisi normal olmasına rağmen sesin perde, gürlük, esneklik ve kalitesinde meydana gelen değişiklikleri ifade etmektedir. Bu bozuklukların bir kısmı sesin kötü kullanımı sonucu organik bir bozukluğa nodül polip dönüşebilmektedir. Bu durumları medikal/cerrahi tedavi yerine ses terapisiyle tedavisi mümkündür. Gırtlak’ın aşırı gerilimi ve zorlanması Hiperfonksiyonel, larinksin azalmış/yetersiz gerilimi ya da vokal kapasitenin azalması Hipofonksiyonel ses bozukluğuna neden olur. Psikojenik Ses Bozuklukları Psikolojik nedenlerden kaynaklı ses mekanizmasının kötü ya da yanlış kullanımı sonucu oluşan ses bozukluklarıdır. Fonsiyonel ses bozukluklarına dahil edildiği kaynaklar da bulunmakla birlikte ayrı olarak da ele alınmaktadır. Aynı şekilde larinks anatomi ve fizyolojisi normal olmasına rağmen sesin perde, gürlük, esneklik ve kalitesinde meydana gelen değişiklikleri ifade etmektedir. Nörolojik Ses Bozuklukları Kas kontrolü ve kas innervasyonu ile ilişkili solunum ve fonasyon kasları ses bozukluklarıdır. Ses tellerini birleştirmede güçlük ya da paralizi felç, Hipoaddüksiyon, ses tellerinin çok sıkı/uzun süre kapalı kalması ise Hiperaddüksiyonu ifade etmektedir. Bilim insanları, akciğer kanseri tedavisinde kemoterapi ile hedefe yönelik tedavi ve bağışıklık sisteminin harekete geçirildiği immüno-onkoloji uygulamalarının hastalarda sağ kalım süresi ve yaşam kalitesini artırdığını Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Özlem Sönmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, akciğer kanserinin hem Türkiye'de hem dünyada, kansere bağlı yaşam kayıplarının ilk nedeni olduğunu bir yılda ortaya çıkan yeni akciğer kanseri vaka sayısının 2 milyon 900 bin ve buna bağlı yaşam kaybının 1 milyon 79 bin olduğu bilgisini veren Sönmez, "Türkiye'de her yıl 30 bin yeni akciğer kanseri vakası görülmektedir." tedavisinde yeni bilimsel çalışmaların sonuçlarının açıklandığını ve önemli kazanımlar elde edildiğini anlatan Sönmez, günümüzde kansere neden olan gen değişikliklerini hedefleyen ve vücudun savunma sistemi hücrelerini devreye sokacak onlarca molekül ile ilgili klinik çalışmaların da sürdürüldüğünü dile kanserinin en yeni gelişmelerin olduğu ve en yeni tedavilerin kullanıldığı kanser türü olduğunu vurgulayan Sönmez, tümörün genetik haritasının çıkarılmasıyla kişideki kansere neden olan genetik değişiklik bulunarak, o geni etkisiz hale getiren en uygun tedavinin belirlenebildiğini halk arasında "akıllı ilaçlar" veya "sihirli mermiler" olarak isimlendirilen ilaçların başarı oranının yüksek olduğunu ifade ederek, "Eskiden vücuda yayılmış evre akciğer kanseri hastaları 1 yılın altında yaşarken, bu ilaçları kullanabildiğimiz hastalar uzun yıllar aktif yaşamlarını sürdürebiliyor." diye konuştu."Sağ kalım süresi arttı"Yeni tedavi seçeneklerinde vücudun bağışıklık sisteminin harekete geçirildiği immüno-onkolojinin önemli yer tuttuğuna işaret eden Sönmez, "Kemoterapi ile tümör hedef alınıyor. İmmüno-onkolojik tedaviler kemoterapiden farklı olarak bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Vücudun savunma sistemi hücrelerini, yani komandolarını harekete geçirerek tümörü yok etmeyi amaçlıyor. Bu nedenle yan etkileri de daha az ve kontrol edilebilir düzeyde oluyor." ifadelerini kullandı. Vücudun savunma sistemi hücreleri olan T hücreleri aktif bile olsa kanserli hücre saldırısını frenleme yönünde bir sinyal alındığında kanserli hücreyi öldürmediğini, geri çektiğini bildiren Sönmez, şunları kaydetti"Bu nedenle frenlenmeyi ortadan kaldıran ve 'immun kontrol noktası inhibitörleri' olarak isimlendirilen ilaçlar geliştirildi, immün kontrol noktası molekülü tanımlandı. Bu ilaçlardan üçünün akciğer kanseri tedavisinde kemoterapi ile veya tek başına akciğer kanseri tedavisinde etkinliği ve güvenilirliği çok sayıda çalışma ile gösterildi ve sonuçları saygın tıp dergilerinde yayımlandı. Dünya Akciğer Kanseri Kongresi'nde, immüno-onkoloji tedavisinde yeni bir ajan olan 'atezolizumab' etken maddeli ilacın sonuçları ele alındı. Kemoterapiye atezolizumab etken maddeli ilaç tedavisinin eklenmesi ile yassı hücreli tip akciğer kanseri tanılı hastalarda genel sağ kalım süresine yaklaşık 13 ay daha katkı sağlandığı kongrede, metastatik evre küçük hücreli akciğer kanserinde, kemoterapi ile birlikte bir diğer immüno-onkoloji tedavi ilacı 'durvalumab' etken maddeli ilacın kemoterapiye eklenmesi ile genel sağ kalıma 3 ay eklendiği ve tedavi cevap oranının bu hastalarda daha iyi olduğu ortaya konuldu.""Hedefe yönelik tedavi ve immünoterapi devrim niteliğinde ilerlemedir"Türk Akciğer Kanser Derneği Başkanı Prof. Dr. Erdem Göker de akciğer kanserinin farklı tipleri olduğunu hatırlatarak, "Bugün geldiğimiz noktada, her çeşit akciğer kanserinin tedavisi için farklı yaklaşım ve ilaçlar bulunmaktadır. En doğru tedavi, akciğer kanseri ile uğraşan değişik dallardaki uzmanların ortak çalışması ile bulunmakta ve aynı anda birden çok yöntemin eş-güdümle kullanılması ile imkansız görünen başarıya ulaşılmaktadır." değerlendirmesinde kanseri tanı ve tedavisinde uygulanan yöntemlerin özellikle son 5 yıl içinde tamamen değiştiğine dikkati çeken Göker, şu bilgileri verdi"Daha doğru ve kesin tanı için, yepyeni araç ve gereçler geliştirildi, hastaya eziyet çektirmeyen, konforunu bozmayan yöntemler kullanılmaya başlandı. Bu tanı yöntemleriyle, tümörün moleküler genetiği deşifre edildi. Cerrahi ve radyasyon onkolojisinde tarih, akciğer kanseri için yeniden yazılmaya başlandı. En az doku kaybı ve hasarı, dolayısıyla önemsenmeyecek yan etkilerle birlikte başarı şansı en üste çıkmaya başladı. Her iki uzmanlık alanında da yine uzay teknolojisi kullanılmaya başlandı. Kapalı ameliyatlar ve nokta atışlı ışın tedavileri ülkemizde de hızla yerini almaya yönelik tedavi ve immünoterapi devrim niteliğinde ilerlemedir. Bunlardan birincisi, sadece kanser hücresini etkileyen ve öldüren ilaçlar olan hedefe yönelik tedavi. İkinci tedavi yöntemi ise kansere bakış açımızı sil baştan değiştiren immünoterapi oldu. Kanser hücrelerini akıllı yapanın, bağışıklık sistemini aptallaştırabilme yeteneği olduğunu ortaya koyan iki bilim insanı, Nobel ödülü aldı. Kanser hücrelerinin bu yeteneği anlaşıldıktan sonra, savaşımız bunlara yöneldi ve immünoterapi tedavisi geliştirildi. Ülkemizde çoğu onkoloji merkezinde hem hedefe yönelik tedaviler hem immünoterapiler başarıyla uygulanıyor. Sağlık Bakanlığınca bu tedavilerin kullanımı onaylandı, Sosyal Güvenlik Kurumunca bu ilaçların geri ödeme kapsamına alınmasını umuyoruz.""Kadınlarda en sık görülen beşinci kanser türü"Sağlık Bakanlığından edinilen bilgiye göre, dünyada her yıl kansere yakalanan 18 milyon kişiden 9,5 milyonu yaşamını yitiriyor. 2040 yılında 29,5 milyon yeni kanser vakasının ortaya çıkması olgularının önemli bir bölümünün de az gelişmiş ülkelerde ortaya çıkacağı genelinde erkekler arasında en sık görülen kanser türü olan akciğer kanseri, kadınlarda da üçüncü sırada yer kanseri Türkiye'de de kanserden kaynaklanan ölümlerin en yaygın nedeni olarak belirtiliyor. Türkiye'de erkeklerde nefes borusu, bronş ve akciğer kanseri ilk sırada, kadınlarda ise bu kanser türü en sık görülen beşinci kanser türü olarak yerini alıyor. Türkiye'de ortalama tanı alma yaşı 64 olurken, 40 yaşın altındakilerde akciğer kanseri daha nadir görülüyor ve genellikle ileri evrelerde teşhis ediliyor. Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi HAS üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

akciğer kanseri solunum cihazına bağlanması